templatemo.com




    enginculhaci@windowslive.com

Andy Weir - Marslı


Johanssen'in babası ne diyeceğini bilmeden, saldalyesinde kıpırdandı. Bir saniyenin ardından, cebinden bir mendil çıkardı ve kelleşmekte olan kafasındaki teri sildi.

"Ya roket size erişemezse?" diye sordu.

"Bunu düşünmemeye çalış," dedi Johanssen.

"Annen o kadar endişeleniyor ki buraya bile gelemedi."

"Özür dilerim," diye mırıldandı Johanssen yere bakarak.

"Ne yemek yiyebiliyor, ne de uyuyabiliyor. Sürekli hasta. Ben de ondan daha iyi durumda değilim. Sana bunu nasıl yaptırabilirler?"

"Onlar bana hiçbir şey 'yaptırmıyorlar', baba. Ben kendim gönüllü oldum."

"Annene niye bunları yaşatıyorsun?" diye sordu.

"Özür dilerim," diye mırıldandı Johanssen. "Watney benim mürettebatımdan. Onu ölüme terk edemem."

Babası iç geçirdi. "Keşke seni biraz daha bencil olacak şekilde yetiştirseydik."

Johanssen sessizce kıkırdadı.

"Ben bu duruma nasıl düştüm ki? Bir mendil fabrikasının bölge satış müdürüyüm ben. Kızımın uzayda ne işi var?"

Johanssen omuz silkti.

"Sen hep bilime yöneliyordun," dedi. "O zaman harikaydı! Pekiyili bir öğrenci. Bir şeyler yapmaya korkan çalışkan öğrencilerin yanındaydın hep. Çılgınlık yapmak aklına bile gelmiyordu. Sen her babanın hayalindeki kız çocuğuydun."

"Teşekkür ederim, baba, ben-"

"Ama sonra seni Mars'a fırlatan kocaman bir bombaya bindin. Bunu gerçek anlamda söylüyorum."

"Teknik olarak," diye düzeltmeye başladı Johanssen, "itici bizi sadece yörüngeye çıkardı. Beni Mars'a götüren nükleer enerjiyle çalışan bir iyon motoruydu."

"Ah, bu çok daha iyi sanki!"

"Baba, bana bir şey olmayacak. Anneme bir şey olmayacağını söyle."

"Bunun ne yararı olur ki?" dedi. "Sen eve dönene kadar kıvrım kıvrım kıvranacak."

"Biliyorum," diye mırıldandı Johanssen. "Ama..."

"Ne? Ama ne?"

"Ölmeyeceğim. Gerçekten ölmeyeceğim. Her şey ters gitse bile ölmeyeceğim."

"Bu ne demek şimdi?"

Johanssen suratını buruşturdu. "Sadece anneme ölmeyeceğimi söyle."

"Bak," dedi babası kameraya eğilerek, "her zaman senin özeline ve bağımsızlığına saygı duydum. Hayatına burnumu sokmaya, seni kontrol etmeye hiç çalışmadım. Bu konuda başarılı da oldum, değil mi?"

"Evet."

"O yüzden bir ömür işine burnunu sokmamama karşılık, bir kerelik buna izin ver. Benden ne saklıyorsun?"

Johanssen birkaç saniyeliğine bir şey söylemedi. En sonunda, "Bir planları var," dedi.

"Kimin?"

"Onların her zaman bir planı var," dedi. "Her şeyi önceden planlıyorlar."

"Ne planı?"

"Hayatta kalmam için beni seçtiler. En genç benim. Eve canlı olarak dönmek için gerekli yeteneklere sahibim. Ve en küçük bedenli olan ve hayatta kalmak için en az yiyeceğe ihtiyaç duyan da benim."

"Roket işe yaramazsa ne olacak, Beth?" diye sordu babası.

"Benim dışımda herkes ölecek," dedi Johanssen. "İlaç içip ölecekler. Yiyecekleri tüketmemek için bunu hemen yapacaklar. Kumandan Lewis hayatta kalacak kişi olarak beni seçti. Bana da bunu dün söyledi. NASA'nın bile haberi olduğunu sanmıyorum bundan."

"Peki ya elindekiler Dünyaya'ya dönene kadar yetecek mi sana?"

"Hayır," dedi Johanssen. "Altı kişiyi bir aylığına doyuracak kadar yiyeceğimiz var. Ben tek olursam, bunlar altı ay yeter. Yediklerimi azaltırsam, bunu dokuza uzatabilirim. Ama benim dönmem on yedi ayı bulacak."

"Peki nasıl hayatta kalacaksın?"

"Buradaki tek yiyecek kaynağı ikmaller olmayacak," dedi Johanssen.

Babasının gözleri kocaman açıldı. "Ah... Yüce Tanrım..."

"Lütfen anneme ikmallerin yeteceğini söyle, olur mu?"

Copyright © 2012-2020 Engin Culhacı | Personal Website