templatemo.com










    enginculhaci@windowslive.com

James Patterson & David Ellis - Ölmek İçin Kötü Bir Gün


...

Başhakim migrofonunu düzeltip boğazını temizledi.

"Bugün bir bölümü kapatıp diğerini açıyoruz. Tarihte hatırlarda kalacak olan yegâne şey halkımızın yüzleşmek zorunda kaldığı en büyük acısı olan sevilen bir başbakanı kaybetmektir.Buda kararlarımızı bazı açılardan zorlamıştır. Ama en nihayetinde halkımızın dirençli ruhunu sürdürmesi neticesinde ileride göreceğiz ki bu meydan okuma karşısında verilebilecek en iyi kararı verdik. İnançlı ama merhametli olduk. Cesur ama aynı zamandada dikkatli karar verdik. Kesin bir kararlılıkla, mahkeme heyeti olarak oybirliği ile hakikati bulduğumuza inanıyoruz."

"Sanıklar ayağa kalksın."

"Winnie Brookes, devralınan mahkeme kararında da belirtildiği gibi bu mahkeme heyeti de sizi suçlu bulmuştur. Ömür boyu hapis cezasına çarptırıldınız."

"Bryah Gordon, devralınan mahkeme kararında da belirtildiği gibi bu mahkeme heyeti de sizi suçlu bulmuştur. Otuz yıl hapis cezasına çarptırıldınız."

"Serena Schofield, devralınan mahkeme kararında da belirtildiği gibi bu mahkeme heyeti de sizi suçlu bulmuştur. Otuz yıl hapis cezasına çarptırıldınız."

"Ve Abbie Elliot, devralınan mahkeme kararında da belirtildiği gibi bu mahkeme heyeti de sizi suçlu bulmuştur. Ömür boyu hapis cezasına çarptırıldınız."

"Tutuklular Adalet Bakanlığı'nın sorunluluğuna iade edilecek ve sevk işlemleri yapıldıktan sonra Kadınlar için Adalet ve Reform Hapishanesi'ne nakledileceklerdir."

"Saygıdeğer mahkeme heyetinin üyeleri, tamamen oybirliği ile bir karara varmıştır ve dava kapanmıştır. Toplantı sona ermiştir."

Herkes farklı bir şekilde tepki veriyordu. Bunun bir kullanma kılavuzu yok. İzleyicilerden çoğu hakimin son sözlerini sevinçle karşılamıştı. Maryse Ballamont asistanı ile tokalaştı. Winnie hiç hareket etmedi. Serena'nın dizleri neredeyse bükülmüştü, ayakta zor duruyordu. Bryah aramızda gözyaşı dökebilen tek kişiydi.

Ben... Benim gözyaşı stoklarım tükenmişti. Sahip olduğum tüm duygular tükenmişti. Böylece, sıradan bir izleyen gibi, ben de diğer tutukluların elleri kelepçeli şekilde eşleri ve çocukları ile vedalaşmalarını izledim. Gazeteciler içeri alındı. Dava kapanmıştı. Gazeteciler, jandarmaların belirlediği bir güvenlik mesafesinden Bryah, Serena ve Winnie'nin kederli aileleri ile fotoğraflarını çekiyorlardı.

Benim ailem gitmişti. Şimdilik ve sonsuza dek gitmişti. Yine de hâlâ çığlık atacak ya da ağlayacak cesareti toplayamıyordum. Bunun yerine, sadece kafamı gidebildiği kadar geriye bırakmıştım. Tavana, mahkeme salonunun ötesine baktım.

Ve kahkahalara boğuldum.



...



Tüm gün elimde onca eşya ile orada dikilmeyecektim. Elimdekileri dikkatlice yatağın köşesine yerleştirdim. Yerler betondu. Aşınmış, pis ve çatlaklarla doluydu. Aynı şey duvarlar için de geçerliydi. Kalın bir küf tabakası ve zeminle birleştiği yerlerde çatlaklar vardı. Çatlaklara yırtık tişört parçaları ve kumaşlar sıkıştırılmıştı.

Kısa saçlı kadının yanındaki sarışın kadın "Sizden birinin aramıza geleceğini biliyorduk," dedi. İngilizce! En azından içlerinden biri benimle iletişime geçebiliyordu. Erkeksi olan, sarışın kadının izin almadan benimle konuşmasından hoşlanmamıştı. Erkek gibi olan kadın sarışına bir dirsek geçirdi ve o da ona karşılık verdi.

"Sen o gülensin. Senin gelmeni umut ediyorduk," dedi.

"Neden?" diye sordum.

Elini ufka doğru kaldırdı ve "Sen daha kısa boylusun da ondan," diye cevap verdi.

"Diğerlerinden daha kısa." Bu uzun tavanlı odaya sığabilecek kadar kısa.

"Vous allez dormir sur le plancher" dedi erkeksi olan liderleri.

Yatmak için yeri kullanmam gerektiğini söylüyordu. Beton zeminde çeşitli lekeler vardı. Bu lekelerin nereden geldiğine bakınırken uzun siyah kuyruklu daha çok küçük bir köpek gibi görünen devasa bir fare ranzalardan birinin altından aceleyle fırladı ve yerdeki çatlaklardan birinin içine girdi. Geri doğru irkildiğimde hücre arkadaşlarım kahkahalara boğulmuştu.

Sarışın kadın bile eğlendiğini gizleyememişti.

"Bu Iggy," dedi.

Harika! Farenin bir adı da vardı.

Şişko kadın "Elle s'babitue a eux" dedi.

Farelere alışmam gerektiğinden bahsediyordu. Muhtemelen haklıydı. Bu da işin en berbat kısmıydı. Şimdi bu artık normaldi. En nihayetinde sahip olabileceğim tek hayat artık buydu.

Copyright © 2012-2020 Engin Culhacı | Personal Website