templatemo.com






    enginculhaci@windowslive.com

Markus Zusak - İt Dalaşı


Cuma akşamı, "Çarkıfelek" seyrediyoruz. Nadiren televizyon seyrederiz çünkü genellikle ya arka bahçede dövüşüyor ya saçma sapan bir şey yapıyor oluruz, veya ön tarafta takılırız. Ayrıca televizyondaki ıvır zıvırdan da nefret ederiz. Televizyonla ilgili tek iyi şey, ara sıra seyrederken aklımıza parlak bir fikir getirmesidir. Bir televizyon programının ortasında aklımıza gelen parlak fikirlerin arasında şunlar vardı:

Bir dişçi soyma girişimi.

Top haline getirdiğimiz bir çift çorapla maç yapabilmek için oturma odasındaki küçük masayı kanepenin üstüne çıkarmak.

İlk kez köpek yarışlarına gitmek.

Sarah'ın eski, bozuk saç kurutma makinesini on beş papele komşuya satmak.

Televizyonu satmak.

Görüldüğü gibi, bütün fikirlerimizin parlak olduğu söylenemez.

Dişçi olayı felaketti (kuşkusuz, paçayı kurtardık). Çoraplarla futbol oynamak, odaya giren Sarah'ın dudağının patlamasıyla sonuçlandı(yemin ederim yüzüne çarpan Rube'un dirseğiydi, benimki değildi). Köpek yarışları eğlenceliydi(her ne kadar eve on iki papel daha fakir dönsek de). Saç kurutma makinesi, yanında bir notla birlikte bahçe çitinin üstünden içeri atıldı: On beş dolarımızı geri vermezseniz sizi geberteceğiz sahtekâr pislikler. (Parayı ertesi gün geri verdik). Kasetçaları bulamadık(zaten yolun sonundaki adam o kadar pintiydi ki, muhtemelen istediğimiz parayı vermezdi). Son olarak, televizyonu satmanın yolunu bir türlü bulamadık, üstelik ondan kurtulmamız için on bir iyi neden bulduğum halde.

(Liste şöyle: Bir. Programların yüzde doksan dokuzunda iyi adamlar kazanıyor, ama bu doğru değil. Demek istediğim, bunu kabullenmeliyiz. Gerçek hayatta daima pislikler kazanır. Bütün kızları, parayı, her şeyi. İki. Ne zaman bir seks sahnesi olsa her şey mükemmel gider, oysa gerçekte, gösteride yer alanlar en az benim kadar korkuyor olmalılar. Üç. Binlerce reklam var. Dört. Reklamların sesi daima gerçek programlardan daha yüksek çıkıyor. Beş. Haberler az çok iç karartıyor. Altı. İnsanlar hep çok güzel. Yedi. Bütün iyi programlara son veriliyor. Örneğin "Northern Exposure". Hiç duydunuz mu? Hayır mı? Aslında... yıllar önce şutlandı. Sekiz. Bütün kanalların sahipleri para babası herifler. Dokuz. Para babası herifler aynı zamanda güzel hatunların da sahibi . On. Zaten yaşadığımız yerde anten yayınları iyi çekmiyor. On bir. Sürekli "Gladiators" denen programın tekrarını gösteriyorlar.)

Şu andaki tek soru, Günün fikri nedir? İşin gerçeği, dün gece Rube benimle konuştuktan sonra verilen bir karar.

...


...

Stephanie'nin sesi beni incitiyor.

"Cameron eziğin teki."

Daha da incitiyor.

"Öyle ama," diye devam ediyor Rube, "bir şey söyleyeyim mi? Benim umurumda bile değilken, o ezik dün seni eve bıraktı. Oysa benim aklımdan sadece seni hırpalayıp becermek geçiyordu." Sesi yumruk gibi, hissediyorum. "Ve kardeşim Cameron, seni mutlu etmek ve iyi davranmak için ölmeye hazır." Onu, köşeye sıkıştırıyor. "Biliyor musun, yapar üstelik. Senin için kan ağlar, mücadele eder, yumruklarını kullanmadan. Seni önemser, sana saygı duyar ve seni ölesiye sever. Bunu biliyor musun?"

Sessizlik.

Rube, Steph, kapı, ben.

Copyright © 2012-2020 Engin Culhacı | Personal Website