templatemo.com








    enginculhaci@windowslive.com

Stephen King - Buick 8


Bazen fikirler öylece gelip zihnime düşer -sanırım bu her yazar için geçerli- ama Buick 8 için tamamen tersi söz konusu: bu kez ben tam fikrin üzerine düştüm. Sanırım bu, belirtilmeye değer.

1999 kışını karımla birlikte, kısa bir romanın (Tom Gordon'a Âşık Olan Kız) son rötuşlarını yaptığım Longboat Key, Florida'da geçirdim. O yılın baharında hiçbir şey yazmaya niyetli değildim.

Tabby, mart sonunda Florida'dan Maine'e uçtu. Ben arabayla dönmeyi tercih ettim. Uçmaktan nefret ederim, araba kullanmaya ise bayılırım ve ayrıca yanımda kitaplar, gitarlar, bilgisayar parçaları, giysiler ve kağıtlardan oluşan azımsanmayacak bir yük vardı. Yolculuğumun ikinci ya da üçüncü gününde kendimi batı Pennsylvania'da buldum. Benzin almam gerektiği için kırsal kesimde bir ayrımda otobandan çıktım. Rampanın kenarında bir Conoco istasyonu buldum. Benzin doldurmakla görevli bir pompacı vardı. Bedavadan bir kaç kelime edip tahammül edilebilecek kadar hoş bir sohbet bile sundu.

Onu işinin başında bırakıp kendi işimi görmek için tuvalete gittim. İşim bitince istasyonun arka tarafına doğru yürüdüm. Arka tarafta, üzerine paslı araba parçaları saçılmış dik bir bayır ve aşağıda, gürül gürül akan bir dere vardı. Yerde hâlâ hatırı sayılır miktarda çamurla karışık kirli kar vardı. Suya daha iyi bakabilmek için bayırdan aşağı birkaç adım atmıştım ki ayağım kayıverdi. Üç metre kadar kaydıktan sonra paslı bir şeye tutunabildim ve durdum. Tutunamasaydım suya düşebilirdim. Ya sonra? Büyük ihtimalle işim biterdi.

Pompacıya benzinin ücretini ödedim (bildiğim kadarıyla arka tarafta yaşadığım maceradan haberi yoktu) ve otobana geri döndüm. Arabayı kullanırken dalgınca ayağımın kaymasını, dereye düşmem halinde neler olabileceğini düşündüm (karlar eridiği için neredeyse küçük bir ırmak halini almıştı). Florida'dan gelen bir römork dolusu eşya ve rengârenk Florida kıyafetlerimiz orada ne kadar bekleyecekti? Pompa görevlisi ne zaman huzursuzlanmaya başlayacaktı? Kimi arayacaktı? Boğulmuş olsaydım beni bulmaları ne kadar sürecekti?

Bu küçük olay, sabah on civarında gerçekleşti. Öğleden sonra New York'taydım. Vardığım sırada az önce okumuş olduğunuz hikayenin ana hatlarını zihnimde belirlemiştim bile. Yazma sanatı üzerine olan kitabımda, ilk taslakların sadece hikayeyle ilgili olduğunu belirtmiştim; bir anlamı varsa, sonradan gelmeli ve hikayenin kendisinden, doğal bir biçimde yayılmalı. Sanırım bu hikaye, hayattaki olayların açıklanamaz olma özelliği ve içlerinde belirgin bir anlam bulabilmenin imkansızlığı üzerine bir meditasyon haline geldi. İlk taslak iki ay içinde yazıldı. O sırada, hakkında hiçbir şey bilmediğim iki konu hakkında yazmaya çalışarak kendime pek çok sorun yaratmakta olduğumu fark ettim. Bu iki konu, batı Pennsylvania ve Pennsylvania Eyalet Polis Teşkilatı'ydı. Daha fazla bilgi edinmeyi deneyemeden bir trafik kazası geçirdim ve hayatımda köklü değişiklikler oldu. Aslında 1999 yazında hala bir hayatım olduğu için çom şanslıydım. Değil üzerinde çalışmak, bu hikayeyi tekrar düşünmem için aradan bir yıldan fazla zaman geçmesi gerekti.

Korkunç bir arabanın yarattığı felaketler üzerine bir kitap yazdıktan kısa bir süre sonra kaza geçirip kişisel felaketimi yaşamış olduğum gerçeği gözümden kaçmış değildi ama bunun üzerinde pek fazla kafa yormamaya çalıştım. Curtis Wilcox'a olanlarla benim başıma gelenler arasındaki benzerliklerin bir tür uyarı olduğunu düşünmüyorum (her şeyden önce, ben hala hayattayım). Bununla birlikte, çoğunun hayal gücümün eseri olduğuna tanıklık edebilirim: bozuk paralar Curtis'e olduğu gibi ceplerimden sökülüp alınmış, bileğimdeki saat çıkmıştı. Kafamdaki şapka daha sonra ağaçlar arasında, kaz mahallinden en az yirmi metre ötede bulundu. Ama hikayenin gidişatında, başıma gelenleri yansıtacak hiçbir değişiklik yapmadım; istediklerimin neredeyse hepsi zaten ilk taslakta vardı. Hayal gücü, çok güçlü bir araç.

Stephen King - 29 Mayıs 2002

Copyright © 2012-2020 Engin Culhacı | Personal Website